<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=6511709004790219574&amp;blogName=depresif+n%C3%A2meler%2C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_HOSTED&amp;navbarType=BLUE&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fwww.nacrugu.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fwww.nacrugu.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>

hakkimda

"aint happy, feelin glad."

Hej, i need to tell ya smt. 21 Kasım 2009 Cumartesi | yorum

'ello, mm *cough* i was thinkin about that and i have few words to you.. *Oh, GOSH!* mm, how can i say that, ermmm... *breath* here we go,
Dear Grace "honey" Read, I love you, i love you when i saw you. its love at first sight and again i love you over nine thousand. I want to be ur men, plz plz. its pure love. *deep breath* huh, thats it.

*gives a hug*

Etiketler:

moar healing, less dying! 31 Ekim 2009 Cumartesi | yorum

imba partnerim wssn ile eğlenmeye, oyunun zevkini almaya şimdi şimdi başladık. wow'un en zevkli kısmı kesinlikle PvP. Bunu, kabul etmeyen pve freak, sana hiç bir şey demiyorum, anca spam 3 3 3 3 3 3 (tabi bu 3, 1 de olabilir, 5 de olabilir, adamın parmağına göre!) bas, heal yap. biz sana hep gülüyoruz Oguz ile kikir kikir diye. Tolga diyoruz hep sana, sarı kafalı diyoruz, tanımadan kanka olup sarılan cocuk diyoruz. hatta kankalar arasında sana bok diyoruz, çünkü senin lakabın o. Hatta ve hatta sana spaydır diyoruz, hearoğiklerini bile bitirdik biz o dancınların kime hava yapıyosun yavru. Ha bide şu savage satin pants'i mi de değiştirdimmi, imba healer statüsüne cıkıcam, gokuyu geçicem!

cheers m8's.

Nacrugu loves Wssn!

[otuz1oct2k9]

rdhn *inserd f word here* ! 23 Ekim 2009 Cuma | yorum

öğrencilik bu mu arkadaş? açım, param yok, okul uzak, hava soğuk, içme suyunda ki kireç oranı %224 ( bildiğin acılığı hissediyorsun ) dersler zor, okul uzak. bu sonuncusunu bi kez daha söylemiştim sanırım.

yani arkadaşlarım varsa takipcilerim, anlayacağınız şudur ki;

ugurcanın hali harap ve fakirliğin üst sınırlarını zorlamakta!


kisses, nacru, 23 oct 2k9.

Doğum günü hedesi 21 Eylül 2009 Pazartesi | yorum

Kanny Deene grubunun efsanevi ses şantörü, elektro gitaristi, çengisi, patronu, hedesi ve hödösü olan Mert Yeşilgöl'ün doğum gününü kutlar, nice mutlu yıllar dileriz.

imza;
ben, kendim ve yalnızlığım
Robbie 'Nacrugu' Karlflod.

yaş 21... yaşamın önsözünü yeni bitirdik. 20 Ağustos 2009 Perşembe | yorum

kocaman oldum ya abi? 21 yaş ne demek? Oha. Daha dün kısa şortumla sokakta kızlara hava atıcam diye geri geri sürdüğüm pateni ayağımdan çıkarırken, bugün düşünüyorum, acaba yarına çıkabilecekmiyim, okulu bitirip, birde iş bulabilecek miyim? Annem bana güzel bir gelin bulup evlenebilecek miyim? Oha abi, ben bunları düşünüyorum. Oysa ki, ben hiç büyümek istemiyordum, dizimde ki yarayı en büyük acı sandığım dönemlerde kalmak istiyordum. bugün doğum günüm ve mutsuzum. bir yıl daha yaşlandım...

yirmi ağustos 2k9, uğurcan'ın depresif günlüğü.
teşekkürler.

elektrikler gelince.. 12 Temmuz 2009 Pazar | yorum

(13:28) cuzigothigh: kanka nasilsin
(13:56) nacrugu.com: iyiyim
(13:56) nacrugu.com: senden naber
(13:56) cuzigothigh: iyiyim
(13:56) cuzigothigh: a$ik oldugun biri var mi uurcan
(13:58) nacrugu.com: hayır
(13:59) cuzigothigh: olabilcegin biri var mi
(14:00) nacrugu.com: hayır
(14:00) nacrugu.com: olmak istemiyorum
(14:00) cuzigothigh: neden
(14:01) nacrugu.com: bilmem
(14:01) nacrugu.com: çok kapılıyorum sonrasında...
(14:01) cuzigothigh: ben oyle oldum zaten
(14:01) cuzigothigh: sende ol istiyorum
(14:01) cuzigothigh: ben battim sende bat
(14:04) nacrugu.com: neden
(14:04) nacrugu.com: arkadaşlar böyle durumlar içinmidir
(14:04) nacrugu.com: =(
(14:04) cuzigothigh: ne bileyim
(14:04) cuzigothigh: yardimci oluruz birbirimize olm
(14:05) cuzigothigh: iki zekayla cozeriz bence bu olaylari
(14:07) nacrugu.com: bence biri hiç bulaşmasa daha iyi
(14:07) cuzigothigh: elbet bula$icaksin olm
(14:07) cuzigothigh: kaci$in yok
(14:08) nacrugu.com: ne kadar uzak olursa o kadar iyi.,
(14:08) cuzigothigh: i$iklari kapatmi$sin o yuzden yoklamiyo kimse evde biri var mi yok mu diye
(14:08) cuzigothigh: ne kadar yoklamicaklar
(14:08) cuzigothigh: sen ne kadar evde yokum numarasi yapicaksin
(14:08) nacrugu.com: elektrikler gelene kadar...
(14:08) cuzigothigh: iyi bakalim

ben bir mülteciyim, 06 Temmuz 2009 Pazartesi | yorum

evet evet, taliban gibi giresun a geldim. bir karı$ sakalım ile. herkes bana abi demeye ba$ladı, tabi ki saygıdan diyorlar.
aslında ben daha çok gencim...

aa o da ne si piranesi, ehehe espri yeteneğimi bile kaybetmi$im... saçlarımda ki beyazlık mı? yok yok ben boyattım, süs olsun diye...

her neyse, saçmalıyorum i$te sevgili dostlarım. bundan yakla$ık 44 gün 4 saat sonra 21 ya$ında olacağım. Evet, ya$landım. geriye baktığımda üzülüyormuyum? tabiki hayır. deli dolu bir çocukluk yaşadım tasolarda hep üttüm, miskette mahalleler arası şampiyon oldum, sporcu kağıtlarında hep "sen kağıtları ayarlıyon" denilen ki$iydim bir ara gazoz kapağı vardı onda da bir derecem vardır illaki, en büyük başarılarımdan biri olan in$aatın en yüksek katından kuma atlayan iki ki$iden biri oldum, diğeri bacağını kaybetti. Ama ben yine buradayım tek parça halinde, sapa sağlam. Belki biraz beynim yok ama o da aslında o kadar önemli değil.

uzun süredir girdi girilmeyen (bkz: girdi girmek) bir bloğum vardı, tabularımı yıkayım canım sıkılırken bir $eyler yazaym dedim, biraz depresif biraz sıkıntılı biraz da boğuk olan bu yazımı yazdım, karaladım, çizdim, ee rererö.

Etiketler:

Istanbul Başyargıç Adayi Robbie Karlflod 09 Haziran 2009 Salı | yorum

Merhaba arkadaşlar, yıllardır aklımda olan davamı son günlerde yaşanan olayların ardından harekete geçirmenin vakti geldiğini düşünmekteyim.

Evet, Istanbul Başyargıçlığına adayım. Biliyorum bu seçim harekâti için daha çok erken ama dediğim gibi son yaşanan usulsüzlükler yüzünden bu bekleme sürecimizi erteleyip bir an önce desteklerinizi alabilmek için harekete geçmek istedik.

Öncelikle Kendimden bahsedeyim, ben 1000500 kimlik numarası ile oyunda ikamet eden Robbie Karlflod adlı kişiyim. Anlayacağınız üzere ilk karakterim değil, Robbie'nin hayalleri vardı; yargıç olmak! Uzun süre yeteneklerini bu yönde geliştirdi. Kendini hazır hissettiğinde ise başvurmak için bir adliyenin kapısına gitti ama birde ne görsün? içeri almıyorlar! Neden? Çünkü Torpilin yok, halktan birisin, süper başarılara, milyonlara veyahut iyi sıralarda bir gruba sahip değilsin! Ne diyelim boynumuz kıldan ince diyerek adliyenin kapısından koşar adımlarla uzaklaştık. Yıllar geçti, Yukarıdakiler değişti, dediler ki "artık burası kankalar mekanı değil, istanbul halkı için istenen yönetim geldi, herkes hürdür" inandık!. Evet artık bizim de bir şansımız vardı bizde Istanbul'umuz için çalışıp, suçlulara gereken cezasını verebilecektik. Ilk seçimler başladı, seçilemedik. Dedik haklıdır eksiğimiz vardır, bir dahaki seçimi bekleyelim daha iyi şekilde tekrar başvururuz. 60 gün geçti... Yine bir başvuru vakti, yine hüsran, bir şeylerimiz hâla eksik sanıyorduk. Ama seçilen diğer arkadaşlara bakıyorduk, bir şekilde dolaylıda olsa Sayın başyargıcımız ile bir ilişkisi vardı. Ama yine de aldırış etmedik, nasıl olsa kankalar mekanı değildi burası! kendimizi geliştirip gelecek seçime daha iyi bir şekilde başvuralım dedik. Geliştirdik, bu konuda tecrübesi olan arkadaşlardan herşeyi en ince ayrıntısına kadar öğrendik. 3. seçim dönemi geldi çattı, sonucu tahmin edersiniz artık. Canımıza tak etti, özel mesaj attık, iyisiniz hoşsunuz ama eksiğimiz ne, söyleyin daha iyinin iyisi şeklinde gelelim. gelen cevap " beni etkileyemedin ". Çok güzel... Bir daha ki seçimde etkilemeliydik, elimizden gelenin en iyisini yaparak başvurduk. Tahminleri alayım? Çok doğru yine olmadı. Seçilenlere baktık, arkadaş listesinde en tepede olan isimler hâli hazırda devlet için çalışan nikah memurlarımız, polis memurlarımız, bulundukları mesleklerin başarılarını almış canları sıkılmış olacakki başka bir meseleğe geçiyorlar.

Her neyse arkadaşlar, daha fazla uzatmadan söyleyeyim. Robbie Karlflod Olarak ben yaklaşık 1 ay sonraki başyargıçlık seçimlerinde, Desteklerinizi bekliyorum!

Merak ettiğiniz bir soru veyahut başka bir şey olur ise, sormaktan çekinmeyin.

Ister Robbie Karlflod'a oyun içinde, ister burada konu başlığı altında yada ugurcanz@gmail.com'a mail atarak.

Robbie Karlflod
#1000500.

PS: buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Etiketler:

sınava giremediği için annesini vuran kız çocuğu! 07 Haziran 2009 Pazar | yorum

“annem beni 3 aydan beri okula göndermiyordu. evde tutuyor ve tarikata sokacağını söylüyordu. sürekli dayak atıyor, beni sinirlendiriyordu. bu sabah da anadolu ve özel lise sınavlarına girecektim. akşam, sınava göndermeyeceğini söyledi. tartıştık, sabaha kadar uyumadım. sabah ezanı okunurken, mesaide olan babamın dolapta tuttuğu tabancayı alıp annemin yattığı odaya girdim. başına tek el ateş ettim”

Devamı için,
tıklayınız.

Etiketler:

olmayan zamanım, 03 Haziran 2009 Çarşamba | yorum

bir süre bloğumu güncelleyemeyeceğim, hangi birimizin problemleri yokki...

üzgünüm,
uğurcan.

kargam kavraşası; 25 Mayıs 2009 Pazartesi | yorum

bir yanda magus medivh, diğer bir yanda paladine; bildiğimiz adıyla fizban the fabulous. birisi furion stormrage'e ".. i am medivh the last guardian. " diye gider yaparken diğeri ise ağacın köküne takılıp çelme taktı gerekçesiyle kafa tutan tonton bir amca. ikiside birbirinden güçlü, birbirinden cesur. medivh azerothda hüküm sürerken, fizban ise krynn de yer etmektedir. her neyse giriş cümlemizi yazdıktan sonra asıl konuya gelelim;

magus medivh ve fizban the fabulous aralarında duelloya girse, kim yener? bunu hep merak etmişimdir. şimdi düşünüyorum ikiside dolaylı yollardan olsada tanrı güçlerine sahip, ikisininde imba skilleri, yetenekleri, auraları var. ikiside görmüş geçirmiş insanlar(?), ikisininde yetiştirdiği efsane öğrencileri var, ama ayrıldıkları nokta ise birisi kötülük adına savaşırken birisi iyiliği seçmiştir. biz türk filmlerinde her zaman iyinin yendiğini gördük. acaba gerçekten bu böylemi? bence olmasın şöyle güzel bi kavga olsun ikiside birbirini yenemesin biri fireball'i her zaman olduğu gibi sağa sola fırlatsın biri shadowbolt'u gediğine oturtsun ama ikiside çılgınlar gibi savaşsın, sonrada karşılıklı oturup bir kadeh ateş viskisi içsinler. evet evet böyle olsun dostluk kazansın.

bunun devamınıda saçmalardım ama internet cafe de herkes okurken bu kadar oluyor

esen kalın.

Etiketler:

darkedition.com 16 Mayıs 2009 Cumartesi | yorum

evolution arkada$ımızın yaptığı imba mirror sitesi yayın hayatına ba$lamı$tır, kendisini ziyaret etmeniz dileği ile.

http://mirror.darkedition.com

long live ev0, long live darkedition.

the simpsons'ın maggie'si konuşucakmış. 13 Mayıs 2009 Çarşamba | yorum


Türkiye’de birkaç ay sonra yayınlanacak dizinin yeni bölümnde, Magggie kreşteki bir öğretmene kızıyor ve emziğini çıkararak ona bebek hakları ile ilgili birşeyler anlatıyor. Maggie’nin seslendirilmesini ünül aktris Jodie Foster yaptı

Etiketler:

var böyle insanlar, evet. 23 Nisan 2009 Perşembe | yorum

hap$u. 28 Şubat 2009 Cumartesi | yorum

kolum ağrıyor, midem ile birlikte...
sebebi ise bilgisayar, annem söyledi.

ben buradayım. 25 Şubat 2009 Çarşamba | yorum

hayat yoğun, günler kısa... uykuda yetmiyor zaten yaşamaya. yeterli değil bu ömür, sonsuzluğu istiyorum.

neyse boyle garip bir giriş yapmış iken sebebinide açıklayayım; cidden günler geçmiyor ama hayatın kısa olduğunuda ardıma baktığımda anlıyorum. örnek vermek gerekirse mahallede naber lan sedanur dediğim bebe komşu kızları şimdilerde at gibi güzelmi güzel hanımlar olmuş, birlikte saklanbaç oynadığım cocukluk kankalarım askere gidip gelmiş ve en önemlisi coca colaya zam gelmiş.

ehh işte böyle, güzel değil hiçbir şey. eskiyi istiyorum ben hani dizimizdeki yarayı en büyük acı zannettiğimiz zamanları.


yirmibeş şubat ikibindokuz saat sekizi sekiz gece yazılmış, depresif bir name.

Dinsizlik ak :D 26 Ocak 2009 Pazartesi | yorum

' єяciнαη :
olm
' єяciнαη :
o gruba girersem
' єяciнαη :
tekme tokat döverler beni:D
- ugrcn:
:D
- ugrcn:
niyeki
' єяciнαη :
5 vakit namaz kılan adamım olm ben
' єяciнαη :
ulan elim titredi yazarken
' єяciнαη :
UASDAUISDAUISDuaSUI
- ugrcn:
HAUAHSHIDIHASIHDIHASDHIASHIDIHASDIHAHISDHIPASHIPDPHIASIPD
- ugrcn:
AJDOAASFDLASJFASDŞIASJD
- ugrcn:
olm
- ugrcn:
blog yapıcam bunu
' єяciнαη :
ısdauDUISAUDSAd
' єяciнαη :
:D:D:D:D:D:DD:

Izmire gidelim? 20 Kasım 2008 Perşembe | yorum

(16:39) ` ogz: para yok
(16:40) ugrcn¬: cumartesi pazar icin la
(16:40) ugrcn¬: gezeriz
(16:40) ugrcn¬: geliriz :D
(16:40) ugrcn¬: 45 ytl tüm vergiler dahil ucak bileti :D
(16:40) ` ogz: sanki vakit yok diom sana
(16:40) ` ogz: param yok
(16:40) ugrcn¬: amcığa bak
(16:40) ugrcn¬: gelenden geçenden 35 ytl alıyon
(16:40) ugrcn¬: hâlâ param yok diyon
(16:40) ` ogz: k3s
(16:40) ugrcn¬: BENI RENCIDE ETME AZINI YUZUNU SIKERIM,
(16:41) ugrcn¬: :D
(16:41) ` ogz: fırla
(16:41) ugrcn¬: fırla of the lich king
(16:41) ` ogz: yine malslaştın
(16:43) ugrcn¬: sen oldum
(16:43) ` ogz: no sen
(16:44) ugrcn¬: dövecem seni
(16:44) ugrcn¬: adres ver
(16:44) ugrcn¬: haşet var ya
(16:44) ugrcn¬: haşet
(16:44) ugrcn¬: 19 mayıs baba lisenin yukarsında
(16:44) ugrcn¬: bekle
(16:44) ` ogz: ben anlkamam haşet fln
(16:44) ugrcn¬: o köşede
(16:45) ` ogz: bilmiom orayı ben
(16:45) ugrcn¬: bütün samsunu dokecem lan oraya
(16:45) ` ogz: annem hasta çıkıom ben
(16:45) ugrcn¬: :D
(16:45) ugrcn¬: geçmiş olsun
(16:45) ` ogz: opuhah
(16:45) ugrcn¬: birader
(16:45) ugrcn¬: daşlfasd
(16:45) ` ogz: saol kardeşim
(16:45) ` ogz: :D
(16:45) ` ogz: kanka olalım mı
(16:45) ugrcn¬: tabi :D
(16:45) ` ogz: sdfksdjghgads
(16:45) ` ogz: fake atmştm
(16:45) ugrcn¬: bende şu sustalıyı şöyle kenara bırakıyım
(16:45) ` ogz: siktir git
(16:45) ` ogz: çiftlk gel
(16:45) ugrcn¬: bende yalan konuştum zaten sustalım yokki
(16:45) ugrcn¬: kasatura var
(16:45) ugrcn¬: alıp cebede atabilirim
(16:45) ` ogz: bendede döner var
(16:45) ` ogz: bıcagı yokama
(16:45) ugrcn¬: cebe atabiliyomusun?
(16:46) ugrcn¬: onu bana versene
(16:46) ` ogz: nope yağlı oluo
(16:46) ugrcn¬: yiyim ben onu
(16:46) ` ogz: dişleyerek mi
(16:46) ugrcn¬: kolada varmı?
(16:46) ` ogz: bakarız
(16:46) ugrcn¬: eyvallah kardes


yine malla$tığımız bir ando, hironun kankası.

Darnassus'un yolları ta$tan. 04 Kasım 2008 Salı | yorum

Teldrasilden cıktım yola,
koştum uctum baktım sağa sola.
3 grelkin bir sigrit owl
olmuşlar baba oğul.

Dolanar'a varmışım
staff'i elime almışım
Peşimde bir Felboar
arkama bakmadan kaçmışım.

Elune bana gülmüş
Entler üzülmüş
Dolanarın yolları taşdan
gel kaçalım dağdan, baştan.


Ne güzel yazmı$ım ya, beni sevin en iyisi siz.

Etiketler:

okumayın buralari 19 Eylül 2008 Cuma | yorum

küserim.

15 dakikalık, saçmasalak bir rp ama sevdiğine; 13 Eylül 2008 Cumartesi | yorum

Güzel bir günün ardından eve doğru yol almaktayken birden irkilmeme sebep olan şeyin cep telefonumun titreşiminin olduğunu fark ettim.
Telefonu elime aldığımda, kocaman puntolar ile "AŞIĞIN ARIYOR BEBEĞIM" yaziyordu, o an icimde garip bir mutluluk beliri verdi.
Hoş Arayan kişinin robbie'ye karşi böyle şeyler hissetmediğini robbie de biliyordu ama diyordu robbie; 'olsun, platonikde severim.'
Telefonu actiğinda bir iki hal hatir nidasindan sonra, buğulu bir ses ile 'benimle buluşmak istermisin, bir yemek yiyelim' demisti o güzel kişi.
Robbie bu teklifi asla red edemezdi. Heyecanlanmıştı, cevap veremiyordu. Biraz kendini topladi ve 'E,evet. Cok iyi olur' dedi.
Kendine çeki düzen vermeliydi hemen, işten cıkıp eve gitmenin rahatlığı ile kravati bir yanda gömleğinin eteği dışarıda el cantasi tozlu, bu şekilde cıkamazdi karşısına.
Hemen gömleğini içine atti kravatini düzeltti, bir an düşündü robbie. Seviyordu onu böyle alalade gidemezdi. Hemen en yakın ATM ye gidip para çekmeliydi, gün sonu mahmurluğundan olsa gerek 5 kuruş parası kalmamıştı.
Hemen hesabindan bir miktar para çekti, ahh tabiki istanbulda yaşayan bir birey olarak işlem kaydini almaliydi. Fişde "Dilediğiniz miktarda para Hesabinizdan çekilmiştir" yaziyordu. Hazirdi.
Tek yapmasi gereken bir taksiye binip, davet ettiği restourant'a gitmekti.

*fiiiyyuuw fiwt*
-'Taksi'

Şans olacaktirki, oradan gecen ilk taksiyi durdurdu, eh kolay değildi tabi Istanbul gibi bir yerde bir taksi durdurmak.

-*Hoş geldiniz beyefendi, nereye gitmek istersiniz?*

şaşırmıştı robbie bu kibarliğin karşısında, mutluluğu biraz daha arttı. Hayat Çok güzel diyordu kendi kendine.

-'Zina Bar&Restaurant, biraz acele olursa iyi olur. Buluşmam gereken biri var da' bunu taksiciye söylerken yüzünde anlamsız bir gülücük olduğunu taksinin aynasindan gördü, taksicide anlamış olacakki oda gülüyordu.

-*Sanırım havada aşk kokusu var değilmi?* Gülüyordu.

Robbie sadece gülmek ile yetindi, yolda giderken hemen sağdaki kuyumcu dikkatini cekti. Taksiciye 'şu kuyumcunun önüne çekermisin ve bir iki dakika bekle hemen geliyorum'. Taksicü gülerek 'taksimetre calisiyor, benim için sorun değil' diyordu.

Kuyumcuya girdiğinde düşünüyordu acaba ne alsam diye, kücük yüzüklere bakarak 'ııh olmaz, cok kücük' küpelere bakarak 'acaba takarmıki?'. Sonra bu işin içinden çıkamayacağını anladı. 'Afedersiniz, bakarmisiniz' diye seslendi kuyumcuya.
Bir anda yanına gelen kuyumcu

-*Buyrun efendim, nasıl yardımcı olabilirim?"

-'ee, şey.. Bir davete gidiyorumda' biraz sesini kısıp, kuyumcuya yaklaşarak; 'sevdiğim kişi için bir şeyler bakıyordum, en güzel ne olabilir'.

Taksicide gördüğü o garip gülümseme aynı şekilde kuyumcuda da oluşmuştu. Kolumdan tuttu ve sürüklercesine diğer tarafa götürdü..
Kasanin arkasina gecti ve bir kutu cıkardı, içini açtığında 'aman allahim, bunu kesin almaliyim' demiştim. Taksiye bindiğim anki gibi mutluluğum bir anda 2 katina cıktı ve tekrar kendi kendime hayat cok güzel hayat cok güzel diyordum..
Hemen kuyumcu dükkaninda işini halleden robb, hızlıca cıkarak taksiye bindi.

-'cok gec kaldık biraz hızlı gidebilirmisiniz acaba?' dedi nahoş bir ses tonuyla.

-*Hay hay, tabi efendim.*

Sonunda buluşma yerine varmıştı robbie, taksiciye dönerek 'Teşekkür ederim, üstü kalsın' diyerek bir miktar para uzatti.

Koşar adımlarla içeri giren Robbie ye arkasindan seslendi

-*umarim istediğiniz gibi bir randevu olur* diyip bir anda o trafikte gözden kayboldu..

..

İçeri giren Robbie heyecanlıydı, resepsiyonist'e doğru yonelerek 'iyi akşamlar, bir randevumuz vardi ~Şirin Caymaz~ ayirtmıştı' resepsiyonist deftere bakarak, 'Evet, buyrun robbie bey, masanizi bulmanizda size eşlik edeyim'
Birlikte Masaya doğru giderken Robbie'nin kalbi *küt küt* atiyordu, heyecanlanmıştı. Hoş nasıl heyecanlanmasın. Çok sevdiği tek aşkım dediği kişi ile buluşacakti. Robbie, Şirin'i görmüştü; o güzel saçları ahenk ile savruluyordu esen klimanin rüzgarinda, kırmızının ne renk olduğunu gosterircesine parlayan dudaklarina diyecek hiç bir şey yoktu.
Resepsiyonist'e eğilerek 'teşekkür ederim, kendisini gördüm. Gelmenize gerek yok' deyip göz kırptı, bunu anlayan resepsiyonist gülümseyerek 'bir isteğiniz olursa, bütün garsonlarımız emrinizdedir efendim' dedi ve gerisin geri gitti.

Masaya doğru ilerlerken Şirin de görmüştü robbie'yi gülümsedi, Robbie bir kez daha aşık olmuştu Şirin'e. Sanki Ay parlamişti, düşündü ve ardından mırıldandı 'evet, evet işte bu olmali Luna'nın anlamı'.
Masaya vardığında ayağa kalkan Şirin ile sıcak bir selamlaşmadan sonra, Şirin'in kendisi için oturmasi gereken yeri göstermesini bekledi, aslinda beklemedi. Şirin hemen göstererek 'otursana' dedi.

Robbie gülümseyerek hemen karşısına oturdu, ilk bir iki dakika hiç bir şey söylemediler, robbie sadece şirin'i izliyordu. O güzel parmaklari ile bardağının etrafında döndürüyor bu etkileşimden dolayi güzel bir ses cıkarıyordu..

Şirin, Robbie'ye bakarak

- *Günün nasıl gecti, bu ani yemek teklifi icin umarim kusura bakmassın* dedi.

Robbie Gülümseyerek

- 'Bu davet ile ne kadar mutlu olduğumu bilemessin'

Bir müddet bu şekilde muhabbet ettikden sonra, Şirin müziğin eşliğinde Robbie'ye elini uzatarak 'Dans edelim, hadi' dedi. Robbie şaşkınlıkla bu teklifi kabul etti ve piste cıktılar, Şarkının eşliğinde sanki mercanlarda olan yanyana iki yosun gibi dans ediyorlardi, Robbie üçüncü kez aklından gecirdi. Hayat ne güzel, mutluluk..
Müziğin bitiminde ikiside gülerek masaya oturdular. Robb, büyülenmişti sanki.. Rob şaraplarini yudumlarken, Şirin'in yanında getirdiği poşeti masanın üstüne çıkardığını fark etti. Şaşkın bir ifade ile izlerken, Şirinin bu çantadan bir şeyler çıkardığını fark etti

Şirin Önce Bir mum uzatti rob'a. Rob Aptal aptal bakarken, Şirin ekledi 'Romantik bir ortam için' ardindan gülümsedi. Sonra bir benzin bidonu verdi. Rob afallayarak bir bidona bir şirine baktı. Şirinden gelen cevap o kadar sepmatikdi ki bu cevap karsisinda sesi cıkmadı. Şirin şöyle demişti 'Yak beni'. Son olarak birde Din kitabi verdi. Bu ne için dercesine şirine bakarken, şirinin çantamın üzerindeki rozete bakarak gülümsediğini gördüm ve ekledi 'Allah Stole My Bike'.

bunlarin hepsinden sonra robbie'ye dönerek;

-*insanlar yemeklerde birbirlerine hep ayıcık çikolata yemek veriyorlar*
-*ben böylew olmasını daha hoş karşılıyorum*

Robbie hayran hayran bakarak düşündü.. Işte buydu.. Neden Şirin'i Taparcasina seviyordu.. Neden Onun için her şeyi yapmaya hazirdi.. Işte kendisine yakın hissetmesinin tek sebebi buydu.. Şirin Herkesden farklıydı, be diffrent olgusunu taşıyordu.

bunlari düşünürken tekrar mırıldandi, 'hayat ne güzel, yaşamak.. mutluluk..' biraz sesli mırıldanmış olacakki Şirin -*Efendim, bir şey mi söyledin?* dedi. Robbie Kafa sallayarak yetindi.

Robbie bir garson çağırarak şampanya getirmesini söyledi ve ekledi 'Lütfen, Soğuk ve acele olsun.'

Hemen gelen şampanyayi kadehlere doldurduktan sonra robbie çantasından bir paket çıkardı, evet bu o kuyumcudan aldığı paketti.. Şirin'e uzattiği bu pakedin ardından şirinin kadehine bakarak iç geçirdi.. 'Neden, neden bu yüzük o kadehin içinde olmasin? Neden güzel bir başlangıc yapmayalim?' ama biliyordu tek tarafli bir aşkti onunkisi. Asla Şirin'in bunu kabul edeceğine inanmıyordu..

Şirin hediyelere bakarak beğendiğini söylediğinde hayatin güzel olduğu, mutluluğun her yerde olabileceği olgusu kulaklarında çınladı.. Gülümsedi..

Randevu bitip, evine bırakmak icin birlikte yürürken Şirin'in biraz sıkıntılı olduğunu gordu robb, 'ne oldu, neyin var?' dediğinde Şirinin cebine doğru bir hamle yaptığını gordu. Elini cebinden çıkardığında kücük bir kutuyu uzatti robbie'ye, robbie şaşırmıştı.. Kutuyu aldı.. Açtığında içinde iki tane gümüş yüzük vardi.. Şaşkınla Şirine baktığında, Şirinin gülümsediğini ve hafif evet dercesine kafa salladığını gördü.. Bunu hemen anlayan robbie "HAYAT COK GUZEL, YAŞAMAK, MUTLULUK" diye çığlık atti.. Daha mutlu bir kişi olamazdi robbieden. Hemen şirine sarıldı..

Mutluydu, çok.. çok mutluydu evet.. Aşkının tek taraflı olmadığını gördü..


NOT : Aslinda devamida var ama yazmak istemiyorum.. Hep mutlu yerlerini hatirlamak istiyorum.. Seni Seviyorum..

Kişiselite. 08 Ağustos 2008 Cuma | yorum

yakında burayı editliycem, boy boy yazilar olucak.

Nobsenekon! | yorum

Nobsenekon gerçeği, arkasindaki sır perdesi ve daha fazlasi!

http://hedegec.blogspot.com/

nacrugu blog.

ugurcan samsunda 1988 yılında doğmuş bir insandır, kendisi hayatının ilk yıllarını giresun da anneannesinin yanında geçirmiş sonra ki yıllarında amasya da babannesinin yanında yaşamını devam ettirmiştir. yaşı 3 olduğunda ailesinin çalıştığı devlet dairsinin kreşine başlamış 6 yaşına kadar bu kreşe gitmiş 6. yaşının ilk çeyreğinde kreşi bir anda bırakıp ailesinin ısrarlarına rağmen mahallesinde ki okul olan kocatepe ilköğretim okuluna başlamıştır. ilk aşkını platonikte olsa burada yaşayan ugurcan ilk öğretimin 8 yıllık olmasıyla orta okula da burada devam etmiştir. lisa sınavlarında yanlış tercihden giremeyen sonrasında 19 mayısın kurasında da seçilemeyen ugurcan kişisi yine mahallesinin lisesi olan samsun karşıyaka lisesine başlamıştır, pek sorunu olmadan bu okulu bitiren ugurcan hayatını progamer olarak idam ettirmektedir. aslında evde oturmaktadır.

aslında buralarada güzel şeyler yazıcaktım ama fark ettim ki, ne gereği var.
zaten biz güzel değiliz ki?
  • yağmur yağıyor herkese günahları kadar
  • niye bana daha fazla yağıyor her akşam yağmurlar
  • hamurdan çamurdan küçücük insanlar
  • kesin artık ağlamayı ıslandım yeteri kadar